11 Mayıs 2008 Pazar

Benim Sinemalarım

Sinemalarda bu kadar reklam seyretmeye mecburmuyuz?
Ben bilet alırken film izlemek için para ödüyorum. Reklam izlemek için değil.
Bana reklam izleteceklerse üste bana para vermeleri gerekmez mi?
Ayrıca bilet fiyatları çok yüksek. Bu kadar reklam geliri elde ediyorsan fiyatları ucuzlat o zaman.
Film başlamadan önceki reklamlardan zaten gına gelmiş, bir de aralarda da reklam koymaya başladılar. Konsantrasyon filan kalmıyor sinirden.
Yuh olsun sinemacılara.
Konuyu Tüketici mahkemelerine götürmek gereir.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Kristal Şeker
Kristal şekeri insan bedeni tanımıyor.
İnsanın kristal şekere hiç ihtiyacı yok. Gerekli olanı da meyve sebzeden zaten alıyor.
Kan tablomuzu bozuyor, bağışıklık sistemimizi yok ediyor.
Pankreasın fazla insülin salgılamasına yol açıp yorulmasına giderek diabete yol açıyor.
Köpek alanlara veterinerlerin ilk söylediği söz, sakın köpeğinize şeker vermeyin oluyor.
Çocuk doktorları neden annelere bunu söylemiyor?
Bu kadar zararlı bir ürünün üretimi neden serbesttir?
Sigaradan daha az zararlı değil, neden serebest?
Tüm şeker ve şekerleme fabrikaları kapatılmak zorundadır.

19 Ocak 2008 Cumartesi



Hacker mağduru mühendisin zararını banka ödeyecek

Özgür CEBE
Diyarbakır'da görev yapan mühendis Okan Gerçek'in banka hesabındaki maaşını internet üzerinden kendi hesaplarına aktaran Hacker’lerle ilgili Diyarbakır 2'inci Asliye Hukuk Mahkemesi emsal olabilecek bir karar verdi. Olayda gerekli önlemleri almayan bankayı kusurlu bulan mahkeme, vatandaşın parasının iadesine, yargılama giderlerinin de olayla ilgili yakalanan sanıktan tahsiline oy birliğiyle karar verdi.
Diyarbakır’da Karayolları 9'uncu Bölge Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan Okan Gerçek'in maaşının yattığı banka, 2005 yılında çalıştığı kurum tarafından değiştirildi. Okan Gerçek'in maaşı da yeni anlaşma yapılan bankaya yatırılmaya başlandı. Ancak tüm faturaları için önceki bankaya otomatik ödeme talimatı vermiş olan Okan gerçek, bu nedenle her ayın 15’nci günü yeni bankaya yatan maaşınının bir bölümünü EFT yoluyla eski bankasındaki hesabına aktardı. Bu sırada boş durmayan Hackerler, Okan Gerçek’in yeni bankadaki hesabından kendi hesaplarına 2 bin YTL aktardı. Bu para 4 dilim halinde 16, 17 ve 18 Temmuz 2005 tarihlerinde aynı bankanın İzmir’deki Güzelyalı, Alsancak, Basmane ve Bornova Şubelerine ait ATM’lerden çekildi.

BANKA SORUMLULUĞU ALMADI
Hesabının boşaltıldığını öğrenen Okan Gerçek soluğu banka şubesinde aldı. Banka görevlisi Okan Gerçek’e, “Çekilen 2 bin YTL’nin haricinde hesabınızdan 2 bin YTL daha Almanya’daki Deutshe Bank'a Gültekin Ay adına EFT yapmak istemişsiniz. Ancak bakiyeniz yeterli olmadığı için bu işlem gerçekleşmemiş. İnternet üzerinden yapılan işlemlerde bankamız 3 şifre istiyor, doğru girilirse bundan sonraki işlemlerde mesuliyet kabul etmiyor. Siz şifrenizi kaydetmişsiniz, biz sorumlu değiliz'' cevabını verdi.
Neye uğradığını şaşıran Okan Gerçek hesaptan para çekmediğini, ayrıca sözkonusu EFT işlemlerini de yapmadığını ısrarla söylemesine rağmen bankayı bir türlü ikna edemedi. Merkezi düzeyde yapılan yazışmaların da sonuçsuz kalması üzerine Okan Gerçek çareyi yargıya başvurmakta buldu ve parasının iadesi için banka aleyhine 2'nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Ayrıca dolandırıldığı için Hackerler hakkında suç duyurusunda bulundu.

MAHKEME BANKAYI HAKSIZ BULDU
Davayı görüşerek karara bağlayan Diyarbakır 2'nci asliye Hukuk Mahkemesi, bankayı haksız buldu ve şu kararı verdi:
“Her ne kadar davalı bankanın, davacı Okan Gerçek’in kendi kusuru sonucu internet bankacılığı için kendisine tahsis edilen şifrelerin 3'üncü kişilerin eline geçmiş olmasına sebebiyet verdiği iddia edilmiş ise de, Okan Gerçek tarafından internet üzerinden yapılan işlemler sırasında 3'üncü kişilerce sistem üzerinden bu bilgilerin elde edildiği, zira Okan Gerçek’in hesabından havale yapan ve yine adına hesap açılan kişinin davacıyla bir ilgisi tespit edilememiştir. Bankanın, internet bankacılığı için gerekli sistemi kurarken yeterince güvenlik önlemi almadığı, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, bu nedenle bankanın oluşan maddi zararı davacıya ödemesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 2 bin YTL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle davalı bankadan alınarak davacı Okan Gerçek’e verilmesine karar verilmiştir. Çünkü Okan Gerçek’in zararına yol açan işlem davalı bankanın güvenlik sisteminden kaynaklanmıştır. Güvenlik sistemindeki zaafların internet korsanları olarak adlandırılan Hacker’lerce delinmesinin mümkün olduğu, bazı bankaların bu konuda oldukça sıkı önlem aldığı tespit edilmiştir.'' Mahkeme, mahkeme masraflarının ise, hesabı boşalttığı belirlenen ve yakalanan hackerden tahsiline karar verdi.

HACKER'İN 5 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
Bu arada savcılığa yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada, banka ile yazışma yapan savcılık, Okan Gerçek’i dolandıran kişinin hayali olmadığını tespit etti. Bu kişinin Diyarbakır’da ikamet eden Diyarbakır’ın Lice İlçesi nüfusuna kayıtlı anne kızlık soyadı Bulut olan Fatma ve Muzaffer oğlu Bilen Zigurli olduğu ortaya çıktı. Yakalanan Zigurli hakkında, ‘Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık, bilişim sistemlerini bozma, kırma, sisteme veri yerleştirme’ suçlarından 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bilen Zigurli’nin tutuksuz yargılanması sürüyor.


18 Ocak 2008 Cuma

Halk Sağlığı

Sağlık Bakanlığı Sigarayı bırakmaya yardımcı olduğu iddiası ile piyasaya sürülen elektronik sigarayı yasakladı.
Reklamlarını dahi yasakladı.
Taklidi veya reklamı bile bu kadar zararlı olabilen bir şeyin aslı niye yasaklanmaz ki? Anlayan izah etsin.

2 Aralık 2007 Pazar

insafsız işlem ücretleri

Tüketici dernekleri kart ücretlerine takılıp kalacaklarına bankaların diğer ücretlendirmelerine bakmalılar öncelikle.
Oğluma 25 liralık havaleyi, internet erişimi sorunlu oldugundan "kol" sentırdan yaptırmak zorunda kaldım. 25 liralık işlem için aldıkları ücret 6.- YTL ! Oransal olarak işlemin %25'i...
Bunun savunulabilir bir yanı varmı acaba? Bi Garantili arkadaş açıklasa memnun olacağım.
Üstelik de çağrı merkezlerinden yapılan işlemlerin birim maliyetinin ne kadar düşük olduğu hakkında sektörde onca yazı, rapor vs. varken!
İşte bu tutumlar, veya ozgurluklarin sadece karı maksimize etmeye donuk olarak kullanılması, sektöre getririlecek her türlü duzenlemeye haklılık kazandırıyor.
Kendi düşen ağlamaz lafı bilahare hatırlandığında çok geç olacak.

18 Ekim 2007 Perşembe

"KOL" center

Nihayet banka müşterilerinin tepesi attı.
Tuşlamalar arasında insanı çıldırtan sesli yanıt sistemlerine ve karşınızda insan olmasına rağmen robot mantığının ötesinde konuşamayan insanlardan oluşan çağrı merkezlerine isyanlar başladı.
Bankalar, müşterileriniz bu konuda yerden göğe haklıdır.
Şu anda "kol" center denilen işkencehaneler, banka yetkililerinin korunma zırhından öte bir anlam taşımıyor. Onlara ulaşamayın derdinizle onları sıkmayın diye önünüze "kol" center konuyor.
İş o kadar ileri gitti ki, insani varlığınızla ve kimliğinizle bankaya gitseniz dahi sizi tanımıyorlar, size "kol" center adresi gösteriliyor. Kendinizi orada tanıtmaya çalışıyorsunuz. Biri size o soruları yüz yüze sormaya kalksa herhalde döversiniz. Ama karşınızda dövecek biri de olmadığından şişip kalıyorsunuz.
Şundan eminim: Yakında bir banka 20 yıl önceki yüz yüze ilişkiye dönecek ve bunu büyük bir "inovasyon" olarak kamuoyuna sunacak. Yüzyüze ilişkinin erdemleri üzerine röportajlar verecekler belki yılın bankacısı/bankası ödülünü filan alacaklar...
Bekleyip görelim.

2 Eylül 2007 Pazar

Kredi Kartları Sıradaki Kriz mi Olacak?

İngiltere’deki kredi kartı borçlarının yakında yeni bir uluslar arası kriz çıkarabileceği korkusu gün geçtikçe artıyor.

İngiltere’de tüketicilerin borçları 1.3 trilyon pound’un üzerinde, bunun 50 milyar pound’u kredi kartı borcu.

Milyarlarca pound kredi kartı borcu son yıllarda Barclaycard, Egg, MBNA ve büyük kart sağlayıcıları tarafından securitization yoluyla sermaye piyasalarında satıldı.

Securitizatona tabi tutulmuş bu alacaklar, karşılığında edinilen kredilerin teminatını oluşturuyor. Bu tür teminatlardaki değer düşüklüğü Amerika’daki mortgage pazarını çöküş aşamasına getirmişti.

Tüccarların bir kısmı mortgage ödemelerinde zorlanan pek çok ailenin mortgage borçlarını kredi kartları ile ödeyerek kısa vadede çözüm arayacağını düşünüyor. Böyle bir hareket hem kredi kartı borçlarını hem de mortgage borçlarını daha büyük bir gerilime sokacaktır.

Eğer tüketiciler kredi kartı ödemelerini geciktirirlerse bu menkul kıymetleştirilmiş kredilerin pek çoğunun ratingini düşürecektir.Menkul kıymetleştirilmiş alacakların başka pazarlarda başka borçlar için teminat olarak kullanıldığı düşünülürse, ekonomide yeni bir bulaşıcı salgın hastalık baş gösterebilir demektir.

Bank of England verilerine göre, geçen 12 ay içerisinde İngiliz bankaları 9 milyar pound’luk kredi alacağını silmiş.Yıllık %20'lik artış içeren bu rakam, son 16 yılın en büyük artış oranı olarak görülüyor.

Moody’s tarafından geçen hafta yapılan araştırmaya göre Amerikalı kredi kart şirketlerinin şüpheli alacaklarının sayısı geçen sene %30 artmış. Ödenmesi geciken borçların sayısı da giderek artıyormuş.